Şiirleri

     
 

 

Uyan gafletten ey gafil seni aldamasun dünya

Yakanı al elinden kim seni sonra kılur rüsva

 

            Ne sandun sen bu gaddarı ki ta böyle anı sevdün

            Anı her kim ki sevdiyse dinini eyledi yağma

 

Adavet kılma kimseyle sana nefsün yeter düşman

Ki asla senden ayrılmaz “ömür ahir olınca ta

 

            İşitdün Hak resülünden nice ayat u ahbarı

            Veli n’idem ki kar itmez bu öğütler sana asla

 

Bu zahir gözüni örtüp bana tut cnıla gönlün

Ki her bir sözün içinde tuyasın gevher-i ma’na

 

Kelam-ı Mustafa zevkin dimağunda bulagör kim

Mu’adil olmaz ol zevke hezeran menile selva

 

            Kemal-i devlet istersen okı ayat-ı Kur’anı

            Ki  her harfün içinde var Niyazi bin dür-i yek-ta

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Ey gönül gel ağlama zari zari inleme

Pirden aldum haberi ol bi-nişan sendedür

 

Sendedür dostun ili sende açılur gülli

Söyler bu can bülbüli gül-i handan sendedür

 

Gezme gel bahr u berri kendünde iste sırrı

Cism ü cana hükm iden gizli sultan sendedür

 

Anladunsa sen seni bildünse can u teni

Gayrı ne var ey gönül cana canan sendedür

 

Ten tahtıdur bu canun can tahtıdur cananun

Ey Niyazi şübhesiz ol bi-mekan sendedür 

 

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Ya Rab bize ihsan it

Vuslat yolını göster

Surette koma can it

Uzlet yolını göster

 

           

Eyledi heva garet

Oldı işimüz adet

Dergahın ulu gayet

Kudret yolını göster

 

Nefsümi hevadan kes

Kalbümi riyadean kes

Meylümi sivadan kes

Halvet yolını göster

 

            Candan sanatalip kıl

            Her ta’ate Ragıp kıl

            Bir pire musahib kıl

            Hizmet yolını göster

 

Ta’lim idüp esmayı

Bildür bize eşyayı

Tuymağa ev edna’yı

Hikmet yolını göster

 

            Har içre biter gülzar

            Nar içre toğar envar

            Her şeyde tecellin var

            Rü’yet yolını göster

 

Şol kim ola  vuslatda

Halvet bula celvette

Bu Mısri’ye kesretde

Vahdet yolını göster

 

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

Gelürse kesret-i nezzareden hicab sana

O demde surh-ı ruyun yeter nikab sana

 

            Nic’etsin ayine mihr-i ruhunla aksini fark

            Sen afıtaba müşahibsin afitab sana

 

Şerar-veş ederim düde-i cigerden red

Ger eylemezse eser ah-ı şu’le tab sana

 

            O ab u tabuna var arızunda keşf eyler

            Olursa kalb-i tabanda olur nikab sana

 

Mey-i tegafül nüş etme girme kanımıza

Siyah mesti-i çeşmün yeter sirab sana

 

            Sad aferin gazel-i Rumiyanuna Saib

            Ki verdi şehri dü- sad şevkiyle cevab sana

 

Aşıkım aşıkla kayd-ı masiva bilmem nedir

Siklet-i bigane hatt-ı aşina bilmem nedir

 

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Barekallah gülüstan-ı bülbülandı Aspuzu
Cenneti tezkir eder ali mekandır Aspuzu

Mu’tedil abü heva hemmüctemi’enva-ı zevk
Mecma-ıbezm-isefa-yı arifandır Aspuzu

Âb-ıhayvanı beğenmez hasletinden Dir Mesih
Aktığınca sanki bir ruh-i revandır Aspuzu

Câme-i hadrasın ayyâm-ı rebi’de kim giyer
Şüphesiz menzilgeh-i Hızr-ı zamandır Aspuzu

Her taraf pür meyve-i şirin leb-i dilber misal
Yeşil atlasla donanmış nevcivandır Aspuzu

Bâ medad Elmasu üzre nakşolur ebyat-ı sürh
Lâcerem sun’-i hüda’ya bir beyandır Aspuzu

Ol sebepten ehl-i pür-akl ü zeka vü ma’rifet
Mahzen-i ehl-i ulûm-i Kamilandır Aspuzu

Cenneti min tahtihel enhâr-ı tecri dens hûb 
Hazihi cennât-i adninden nişandır Aspuzu

Ey Niyâzi ger dokumayaydı hiç bad-ı fenâ
Kim demezdi ana firdevs-i cinandır Aspuzu

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

Dermân arardım derdime derdim bana derman imiş Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş
Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem deyû Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş

Öyle sanırdım ayrıyam dost gayrıdır ben gayrıyam Benden görüp işideni bildim ki ol cânân imiş

Savm u salât u hacc ile sanma biter zâhid işin İnsân-ı kâmil olmağa lâzım olan irfan imiş

Kanden gelir yolun senin ya kande varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvân imiş

Mürşid gerekdir bildire Hakk'ı sana hakk'al yakîn Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş

Her mürşide dil verme kim yolunu sarpa uğradur Mürşidi kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş

Anla hemân bir söz dürür yokuş değildir düz dürür Âlem kamu bir yüz dürür gören anı hayrân imiş

İşit Niyazi’nin sözün bir nesne örtmez Hak yüzün Hakdan ayan bir nesne yok gözsüzlere pünhân imiş

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

Zuhûru kâinâtın ma’denîsin yâ Resûlallâh
Rumûzu (küntü kenz) in mahzenisin yâ Resûlallâh

Beşer denen bu âlem ki senin sûretle şahsındır
Hakîkatte hüviyyette değilsin yâ Resûlallâh

Vücûdun cümle mevcûdatı nice câmi olduysa
Dahi ilmin muhît oldu kamûsun yâ Resûlallâh

Dehânın menba-i esrâr ilmi men ledünnîdir
Hakâyik ilminin sen mahremisin yâ Resûlallâh

Ne kim geldi cihâna hem dahî her kim geliserdir
İçinde cümlenin ser’askerîsin yâ Resûlallâh

Cihân bağında insan bir şecerdir gayriler yaprak
Nebîler meyvedir sen zübdesisin yâ Resûlallâh

Şefâat kılmasan varlık Niyâzî’yi yoğ ederdi
Vücûdun zahmının sen merhemisin yâ Resûlallâh

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
     
 Niyazi Mısri Kimdir

Yazının Devamı

 

17.YY. Türk Edebiyatının önde gelen Mutasavvıf şairlerinden olan Niyazi Mısri 1618 yılında ( Hicri 1027) Malatya da dünyaya gelmiştir. Doğduğu yerin Soğanlı köyü olduğuna dair görüşler öne sürülse de kendi eserlerinde doğduğu y... Devamı

     
 
 
     
     
 
     
     
 
     
     
 
     
     
 
     
     
 
     
     
 
 
 
 
     

Ana Sayfa  |  Haber Arşivi  |    Fotoğraf Galerisi  |  İletişim Formu
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
NiyaziMisri.com - http://www.niyazimisri.com - Niyazi Mısri
Tasarım ve Kodlama: Karınca Web Tasarım ve Hosting Hizmetleri